Anasayfa / 1.SAYFAYA DA EKLE / HASTA OLMAMAK İÇİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZI DEĞİŞTİRİN…!!!

HASTA OLMAMAK İÇİN BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZI DEĞİŞTİRİN…!!!

Ülkemizde bir çok konuda olduğu gibi beslenme konusunda da alabildiğince bilgi kirliliği mevcuttur. çünkü sağlık konusunda olduğu gibi beslenme konusu da parça parça ele alınıp incelenmektedir. Genellikle gıda maddeleri küçücük biyokimyasal parçalarına kadar araştırılarak buradan beslenme ve sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili kapsamlı ve kesin sonuçlara varılmaya çalışıyor.

Neticede çok çeşitli sonuçlar elde edilerek aynı konuda taban tabana zıt bilgileri, aynı eğitim ve kültüre sahip, aynı ünvanı taşıyan iki bilim İnsanın ağzından sık sık duymamız mümkün olabiliyor. Konunun uzmanı olduğu iddia edilen bir çok bilim insanından, bazıları tek tip beslenmeyi, bazıları üç öğünü tavsiye ederken, bazıları ara öğünlerle birlikte altı, hatta sekiz öğünü tavsiye ediyor.

Hazırlanan diyet programlarının bir kısmı sadece protein ağırlıklı beslenmeyi önerirken, bir kısmı karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi öneriyor. Kimisi sadece günlük alınacak kalori miktarından yola çıkarken, kimisi yağı sınırlandırmak adına (yağın cinsini ve kalitesini hiç dikkate almadan) bütün yağları yasaklıyor.

Gıda maddelerini ve sindirim sistemini parça parça ele aldığımız vakit, bu çıkarımların doğruları da vardır yanlışları da vardır. Ancak tamamı da çok büyük bir bütünün çok küçük parçalardır.

Muazzam bir bütünlük içerisinde çalışan insan vücudunun ve sindirim sisteminin binlerce parçaya ayrılarak bakteri ya da hormonal bazda incelenmesi, her bir parçanın ayrı ayrı değerlendirilmesi ve asıl önemlisi tüm vücudumuzda olduğu gibi, sindirim sistemimize de Allah tarafından yüklenen sayısız program ve yeteneğinin gözardı edilmesi (bana göre beslenme de) yapılan en büyük yanlışdır.

Çorba, salata, ana yemek, tatlı ve yanında içeceklerden oluşan bir tek öğünde bile, farklı şekillerde farklı besinlerle bağlantılı binlerce biyokimyasal alırız. Lokmayı ağzımıza aldığımız andan itibaren sonsuz derecede karmaşık kimyasal bir süreç başlar.

Aldığımız besin kimyasallarının her birisi, diğer besin kimyasalları ve vücudumuzda salgılanan (sadece tükürük bezi ile salgılandığı tespit edilen aktif madde sayısı 300 civarındadır.) kimyasallarla, sağlıklı olmamız için en büyük faydayı sağlayacak şekilde sayısız reaksiyonlara girer.

Bu reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan kimyasallar, hücrelerimize kadar tüm vücudumuzda “çok karmaşık kontrollerden geçirilerek dikkatlice tasnif edilir. Bu tasnif sonucu, her bir mikro gıda maddesinden nereye ne kadar gerekli olduğunu ve ne zaman ulaştırılması gerektiğine karar verilir.”

Lokmayı ağzımıza aldığımız andan itibaren çok itinalı bir şekilde uygulanmaya başlayan sonsuz derecede karmaşık biyokimyasal işlemlerin gerçekleştiği sindirim sürecinin tam olarak nasıl olduğu bugüne kadar çözülememiştir ve bugünden sonra da çözülebilmesi mümkün değildir.

20 yıla yakın bir süredir yaptığım araştırma ve deneyimlerim sonucu yürekten inanarak diyorum ki; ihtiyacımız olan binlerce çeşitlilikteki gıda maddelerini yaratan Allah, mutlak surette bunların sindirilmesi için gerekli olan sistemi de ona göre yaratmış ve programlanmıştır.

Yeter ki biz bu programı yani fabrika ayarlarımızı bozacak şekilde davranıp, beslendiğimizi zannederek midemize “içine atacağımız her şeyi hazmedilmek üzere itirazsız kabul eden bir öğütücü muamelesi yapmadan,” mikro gıdalar açısından dolu ya da boş rafine ürünlerle rastgele tıka basa doldur mayalım.

Farkında olup olmadığınızı bilmiyorum ama, günümüz beslenme şartlarında yetişkin bir insan “yılda ortalama olarak su hariç kabaca bir ton civarında yiyecek ve içecek tüketmekte, ortalama bir milyon kalori almaktadır.”

Bu rakamlarla birlikte, “her gün yaktığınızdan sadece 200 kalori fazla almanız halinde, kilonuzun yılda yaklaşık 10 kg. aratacağını” dikkate alarak, üzerinde birazcık düşünürseniz, “kilo almamak veya hasta olmamak için, daha az yememizin daha dikkatli ve daha dengeli beslenmeye çalışmamızın şart olduğunu görürsünüz.” En azından iki öğün yemeyi alışkanlık haline getirerek, kalp krizi riskinizi azaltın…

Saygılarımla,

Ümit Yurtkuran

imzamiz

Ayrıca bunu da okuyabilirsiniz

…………………………………………………………………..……………………………………………… HEMEN BİZE YAZIN:  

İÇİMİZDEKİ SESSİZ VE ÖLÜMCÜL TEHLİKE KRONİK İNFLAMASYON (2) NEDENLERİ…

Kronik inflamasyona neden olan biyokimyasal süreçler henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da bilinen en önemli ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir