Anasayfa / 1.SAYFAYA DA EKLE / KANSER TEHLİKELERİNİ FARK EDİN…!!! (2)

KANSER TEHLİKELERİNİ FARK EDİN…!!! (2)

Günümüz insanının, “sonsuz bir güven içerisinde ama çaresiz bir şekilde teslim olduğu” Modern sağlık sistemi, alternatif çözümler sunmaya çalışan geleneksel tıpçılar üzerinde, artarak devam eden yoğun bir baskı sürdürmektedir.

Bu baskıya neden olarak gösterilen (sözde) en önemli gerekçelerden birisi de “kullanılan fito terapi ürünü şifalı bitkilerle, api terapi ürünlerinin güvenlik ve etkinlik açısından gerektiği gibi bilimsel testlere tabi tutulmamış olmaları şeklindedir.”

Ancak modern tıbbın yoğun bir şekilde kullandığı teknolojik cihazlar, testler ve uygulamalarının “neredeyse yüzde doksanının” güvenilirliği ve etkinliğinin hiçbir zaman kanıtlanmadığı birçok kaynakta belirtilmektedir.

Maalesef insanlarımızın, daha ana rahmindeyken çeşitli gerekçelerle radyasyona tabi tutulduğu, doğar doğmaz kimyasal toksinlerle zehirlendiği, çok çeşitli şekillerde (farkında olmadan paramızla) isteyerek sağlığımıza zarar verdiğimiz, (toplum olarak) güle oynaya tam bir felakete doğru gittiğimiz çok acıklı bir dönemden geçiyoruz.

Yaklaşık son 20 yılını hastalıklar ve sağlık konusunda araştırmalarla geçirmiş birisi olarak; bu günkü şartlarda hastanelerde yapılan testlerin doğruluk yüzdesi veya tedavi adına yapılan uygulamaların riskleri hakkında kendi yorumlarımı yazmak istemiyorum

Ancak bir Müslüman olarak, toplum tarafından kutsal saydığımız bir gecede, tamamen sessiz kalmam mümkün olmadığı için; “tanısal bir test sonucu ölümcül bir hastalığa yakalanan” ve kendi çabaları sonucu doğal yöntemlerle iyileşerek, yaptığı çalışmalar sonucu dünyanın en ünlü yazarlarından birisi haline gelen “Raymond Francis”in (Kester Cotton ile birlikte) kaleme aldığı “Bir Daha Asla Hastalanmayın” adlı kitabında tıbbi testler ve cerrahi müdahalelerle ilgili yazdıklarını sizlere aktarmak istiyorum.

(2011 Butik yayıncılık tarafından yayınlanan kitabın 335. Sahifesinden itibaren noktasına virgülüne kadar aynen aktarıyorum.)

Tıbbi Testler Yaptırmalı Mısınız?

Hastalara zarar veren tedavilerden bazıları tanısal testlerdir; ultrasound ve röntgenlerden kan testleri ve baryum lavmanına kadar her şey. Bu testlerin çoğu kusurludur, faydadan çok risk taşırlar ve genelde alternatifleri daha güvenli ve etkilidir. Bu testlerin kullanımı sadece, güvenlik söz konusu olduğunda ve testin sonuçları bir eylem gerektirdiğinde uygundur. Onun dışında, sadece bilgi sağlayan testleri yaptırmaktan kaçının. Örneğin, hamilelik sırasında, anne ve babalara bebeklerinin gelişimiyle ilgili bilgi vermekten başka bir işe yaramayan ve nadiren anlamlı bir eyleme götüren ultrasoundlardan uzak durun. Tüm testleri geri çevirmeniz gerekmez, ama faydalarının yanında potansiyel riskleri de öğrenin. Çoğu doktorun, riskleri önemsiz gibi göstermeye çalıştığını unutmayın. Düşünsenize benim sağlık krizime bir tanısal test sebep oldu.

Genelde doktorlar bir teşhis koymak için semptomları ölçen testler isterler. Pek çok tanısal test sadece önlem amaçlı istenir, böylece yasal bir gereklilik durumunda, doktorlar her olasılığı göz önünde bulundurduklarını kanıtlarlar. Her agresif test risk taşır. Basit bir kan testi bile, iğnenin girdiği bölgede enfeksiyon oluşmasına sebep olabilir. Eklem, kemik, omurga ve rahimden sıvı almak için yapılan delme işlemleri daha büyük risk taşırlar. Özellikle tanısal bir test için rıza gösterdiğinize dair kağıt imzalarken son derece dikkatli olun.

Test sonuçlarının doğruluğu tartışmaya açık görünüyorsa, ikinci bir görüş alın. Sadece bir teste dayalı her türlü teşhis konusunda temkinli olun. Sıra dışı bir şey tespit edildiyse ve doktor tedaviye başlamak istiyorsa, gereksiz bir ameliyat, biyopsi, ilaç, anksiyete ya da maddi yük gibi herhangi bir zarar verebilecek bir tedaviye başlamadan önce testin tekrarlanmasını isteyin. Belirli bir tıbbi testin yüzde 95 doğru sonuç verdiğini unutmayın. Yapılan her 20 testte biri yanlış sonuç verecektir. Bir insan hayatı boyunca yirmi kez test yaptırsa, büyük olasılıkla en az bir tanesi hatalı olacaktır. Hatta bazı rahatsızlıklar, sadece bir testin tekrar yapılmasıyla tedavi edilebilir. 1975 yılında, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, medikal test yapan laboratuvarları inceledi ve tüm test sonuçlarının yüzde 25’inden fazlasının hatalı olduğu sonucuna vardı; belirli klinik kimya testlerinde, hata oranı yüzde 50 civarındaydı. O günden bu yana değişen pek bir şey olmadı.

1997 yılının Mayıs ayında Hipocrates dergisinde yayınlanan bir çalışma, 169 farklı tıbbi tanısal test türünü inceledi ve bunlardan sadece dokuz tanesinin, hastalığın sıklığını hafifletmek için faydalı bir şey yaptığı sonucuna vardı. Makaleye göre, bu testlerin bir çoğu düzenli olarak hatalı teşhislere ve hastaların ihtiyaç duymadıkları gereksiz tedavilere yol açtı. Ayrıca göğüs veya sırt ağrısı olan insanlar, “kalp veya bel kemiği ameliyatı olmak üzere ameliyathanelere sürüklendiler.”

Hamile kadınların yüzde 90’ı, ultrasound değerlendirmelerine tabi tutulur, oysa Lanset ve canadian Medical Association Journal gibi tıp dergilerinde yayınlanan çalışmalar, ultrasoundun cenin büyümesini etkileyebildiğini ve doğan bebeklerde düşük doğum kilosuna yol açtığını saptadılar. 1995 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) yapılan bir araştırma Science dergisinde yayınlandı. Bu araştırmada, düşük frekanslı ultrasoundun insan derisinin geçirgenliğini artırdığı ve proteinlerin daha kolay emilmesine yol açtığı görüldü. Ultrasound kesinlikle vücut dokularını etkilemektedir, ancak genelde hastalara hiçbir riski ve yan etkisi olmayan bir prosedür olarak sunulmaktadır.

Cuma ve kandil günün sağlık bilincimizin çoğalmasına vesile olması dileğiyle…

İnşallah bir sonraki makalemde ABD’li araştırmacı yazar “Raymond Francis”in kaleminden  “Ameliyat Olmalı Mısınız?” sorusunun cevabını yazacağım.

Saygılarımla

Ümit Yurtkuran

imzamiz

Ayrıca bunu da okuyabilirsiniz

…………………………………………………………………..……………………………………………… HEMEN BİZE YAZIN:  

İÇİMİZDEKİ SESSİZ VE ÖLÜMCÜL TEHLİKE KRONİK İNFLAMASYON (2) NEDENLERİ…

Kronik inflamasyona neden olan biyokimyasal süreçler henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da bilinen en önemli ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir