Anasayfa / 1.SAYFAYA DA EKLE / NOBEL ÖDÜLLÜ İBADET…

NOBEL ÖDÜLLÜ İBADET…

BİLİNÇLİ AÇ KALMANIN (ORUÇUN) FAYDALARI

Oruç ibadetinin manevi yönleriyle ilgili olarak gerekli – gereksiz pek çok bilgiyi din alimlerimiz vasıtasıyla yazılı veya sözlü olarak değişik kaynaklardan alabiliyoruz. Bu nedenle; ORUÇ ibadeti süresince vücudumuzda neler olup bittiğini ve bu sürecin sağlığımızı ne şekilde etkilediğini mümkün olduğu kadar kısaltarak yazmak istiyorum.   

Günümüzde ise teknolojik gelişmelere paralel olarak sindirim sistemi ve genel olarak tüm vücudumuz üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde orucun, yani bilinçli aç kalmanın faydalarını ortaya koymuştur.

Günün ilk yemeğinden itibaren beş altı saat geçmiş ve halen hiçbir şey yenmemiş ise, normal yaşantımız için gerekli olan enerjinin temini için çoğunlukla beyaz yağ hücrelerinde üretilen “leptin” adında son derece önemli olan bir hormon salgılanmaya başlar.

Leptin hormonunun görevi, daha önceden (yediklerimiz nedeniyle) kan (trigliserid) ve iç organlarımızda (enerjiye dönüştürülmek üzere) depolanmış olan yağları kullanarak yaşamamız için gerekli olan enerjinin temin edilmesini sağlamaktır.

Kandaki trigliserid ve iç organlarımızda depolanan yağların, enerji üretiminde kullanılarak azalmasının, kilo verdirmenin yanı sıra, genel sağlığımız ve özellikle endokrin sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu birçok bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.

“Oruç IGF1 (İnsülin Like Growth Faktör) hormonunun (damarlarda inflamasyona neden olan, meme, prostat ve kolon kanseri gibi birçok kanser türü için risk faktörü olarak kabul edilen ve yaşlanma sürecini hızlandıran hormon) yapımını azaltmakta, daf 2 genini (yaşlanmayı hızlandıran gen) susturmakta ve “FOXO” denilen koruma genini uyararak hücre içinde tamirat sürecini başlatmakta ve böylece hastalık risk faktörlerini ve yaşlanma sürecini azaltmaktadır.”

 Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu (30 gün de 10 yıl)

Çocukluk çağından itibaren kas ve kemik gelişimi başta olmak üzere büyümeyi kontrol eden, daha sonraki yıllarda ise hücrelerin yenilenmesinde çok önemli görevler üstlenen, HGH (Human Ggrowth Hormone) hormonu normal şartlarda otuzlu yaşlardan itibaren azalmaya başlar. Neticede hücre yenilenmesi zayıflamaya, kas kitlesi azalmaya, cilt esnekliğini kaybederek kırışıklıklar artmaya başlar.

Ancak yapılan birçok bilimsel çalışmalar da oruç halinde iken açlığın 12. saatinden itibaren HGH seviyelerinin yükseltmeye başladığı tespit edilmiştir. “Intermountain Medikal araştırmalarında; 24 saat oruç tutan erkeklerde % 2000, kadınlar da % 1300 oranında HGH artışı tespit edilmiştir.”

 Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu               30 gün de 10 yıl.

Amerikan Ulusal Yaşlanma Enstitüsünden, Prof. Mark Mattson ve araştırma ekibinin “Oruç ve beyin fonksiyonları” üzerine yaptığı çalışmalarda; oruç halinde iken, beyinde bazı koruyucu mekanizmaların harekete geçtiği, beyin hücrelerinin yenilenme ve büyüme hormonu olarak kabul edilen BDNF (Brain Derived Neurotrophic Faktor) ve benzeri hormon salgısını artırarak, kök hücrelerden yeni sinir hücreleri oluşturduğu, mevcut hücrelerin içinde yer alan ve enerji üretiminde görevli olan mitokondrileri arttırdığı ve fonksiyon larını iyileştirdiği gözlenmiştir.

Orucun bu etkilerinin tespit edilmesi sonucunda beyinde yaşlanmaya bağlı olarak geliştiği düşünülen dejeneratif değişikliklerin önüne geçilebileceği, alzheimer, demans ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruma sağlanabileceği düşünülmektedir.

Eğer az yiyerek çok hareket etmeyi hayat tarzınız haline getiremiyorsanız ya da yeteri kadar fırsatınız yoksa kilo kontrolü ve başınıza gelebilecek birçok hastalıktan korunabilmek için zaman zaman oruç tutmak zorunda olduğunuzu vurgulamak için sizlere “otofaji” den de bahsetmek istiyorum.

Otofaji; “vücudumuzdaki sağlıklı hücrelerin atık değerlendirme yani geri dönüştürme tesisleri gibi çalışarak bozulan hasarlı ya da ölü hücrelerden işe yarar kısımların ayrıştırılıp, yeni hücre yapımı ve enerji üretiminde kullanılmasıdır.”

Doksanlı yılların başından itibaren otofaji üzerinde çalışmalar yapan Japon Hücre Biyoloğu Prof. Yoshinori Ohsumi, “açlığın hücreler üzerindeki olumlu etkisini” ortaya koyduğu için 2016 yılı Nobel Tıp Ödülüne layık görülmüştür. Yani bizlere yıllık ibadet olarak farz kılınan ORUÇ (dolaylı olarak) Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Otofaji sayesinde vücudumuz kendi “fabrika ayarları” ile kanserden diyabete kadar birçok hastalığın önlenmesi, bağırsakların temizlenmesi, midenin dinlenerek küçülmesi ve sindirim sisteminin düzene girmesi açısından çok önemlidir. Ancak bu faydaların sağlanabilmesi için iftarlarda tıka basa yemeden ve sonrasında sahura kadar atıştırmadan bir ramazan geçirmemiz gerektiği unutulmamalıdır.

Orucumuzun Allah katında kabul olduğu sağlıklı ve huzurlu bir ramazan geçirmemiz dileğiyle…

Ümit YURTKURAN  

imzamiz

Ayrıca bunu da okuyabilirsiniz

…………………………………………………………………..……………………………………………… HEMEN BİZE YAZIN:  

İÇİMİZDEKİ SESSİZ VE ÖLÜMCÜL TEHLİKE KRONİK İNFLAMASYON (3) NEDENLERİ…

*İnflamasyonu kronik hale getiren en önemli etkenlerden birisi “inflamatuar sitokinlerdir.” İnflamasyonla birlikte salınmaya başlayan ve ...

6 Yorum

  1. Abdulkerim Kahraman

    Guzel bir anlatım olmuş. ??????

  2. Teşekkürler. Fazla yemeden oruç tutmayı başarmak lazım.

  3. Ayşegül Nacar

    Ümit bey merhaba ben Ayşegül Nacar 42 yaşındayım üçüncü kez kanser teşhisi konuldu şu an meme kanseri
    Bundan önce 2018-2019 yılları arasında ameliyat kemoterapi radyoterapi,2022 de ikinci kanser tedavisinde yine ameliyat yine kemoterapi ? artık çok yoruldum.lutfen bana yardımcı olur musunuz ?????

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir