Anasayfa / 1.SAYFAYA DA EKLE / HER PROSTAT BÜYÜMESİ KANSERMİ? (2)

HER PROSTAT BÜYÜMESİ KANSERMİ? (2)

PROSTAT NEDEN BÜYÜR

Modern tıp “erkeklerin prostat bezinin genellikle 40 yaşından sonra genişlemeye başladığını,” iyi huylu (benign) prostat hipertrofisi (BPH) olarak adlandırılan bu durumundoğal yaşlanma süreci sonucu gerçekleştiğini,” diğer büyüme nedenleri olarak da “prostat kanseri ve prostat enfeksiyonu (prostatit)” olduğunu ve “Prostat büyümesini durdurma veya tersine çevirmenin mümkün olmadığını kabul eder.”

Bu anlatım tarzı “bir önceki makalede saydığımız semptomların tamamının iyi veya kötü huylu kanser sonucu olduğu ve doğal bir yaşlanma sürecine bağlı olarak gerçekleştiği içinde kurtuluşun mümkün olmadığı” gibi yanlış ve korkutucu bir sonuç” doğurur.

Halbuki “Prostat büyümesinin en büyük nedeni yaşam ve beslenme tarzımızda ki yanlışlardır.” Yani “yaşa bağlı olarak prostat kendiliğinden büyümez.

Doktorlar “prostat sağlığını değerlendirirken elle rektal muayene, ultrasonografi  ve (prostat sağlığını ölçmenin temel yolu olan) kan testi ile Prostat Spesifik Antijen (PSA) miktarını kontrol ederler.”

Her üç kontrolde de “özellikle PSA test sonucunun yüksek çıkması” halinde hemen hastalık psikolojisine girmeden, birkaç gün bekleyerek başka bir laboratuvarda yeni bir test yaptırmakta fayda vardır. Çünkü “PSA değerini geçici olarak yükselten başka faktörler de vardır.

Örneğin “cinsel ilişki sırasında PSA yükselir ve en az 24 saat sonrasında eski değerlere döner.” İkinci test sonucunda PSA’nın yine yüksek çıkması halinde ise “telaşlanıp kanser korkusuna kapılmadan” büyüme nedenlerini gözden geçirip, problemin çözümü ve şikayetlerin ortadan kaldırılması için (hiç değilse) 20 – 30 gün doğal yollarla çözüm aranmasında fayda olduğunu dikkate alın.

Hasta olmamanın hasta olup iyileşmeye uğraşmaktan çok daha kolay ve ucuz olduğu da unutulmadan, prostat büyümesi nedenlerini öğrenerek koruyucu önlemler alınmalıdır.” Kısaca “Prostat büyümesinin zararları, önleyici tavsiyeler ve semptomları (işaretleri) ortadan kaldırmaya destek olabilecek” önerileri de bu makalede vermek istiyorum.

PROSTAT BÜYÜMESİNİN ZARARLARI

1-Kısırlık

Herhangi bir sebeple prostat da meydana gelebilecek işlev bozukluğu, “testislerden çıkan olgunlaşmış spermlerin yumurtaya ulaşması için en büyük engeldir.” Çünkü “sağlıklı ve yeterli miktarda meni üretimi için, sağlıklı prostat şarttır.”

2- Zayıf ereksiyon

Sertleşme problemleri nedeniyle cinsel hayatımızın bozulması ve buna bağlı olarak psikolojimizin olumsuz etkilenmesi.

3- Ağrılı ve erken boşalma

4- İdrar problemleri

Toplantı, düğün, bayram, trafik vs gibi en olmaması gereken zamanlarda oluşacak idrar problemleri (önceki makalede saydığım haller) nedeniyle yaşam kalitemizin düşmesi ve gereksiz tuvalet sıkıntıları yaşamamız.

5- Postat kanseri gelişmesi

Uzun süreli enfeksiyon” ya da “kanserojen toksik birikintiler nedeniyle” prostatın iç veya (özellikle) dış yüzeyindeki hücrelerin bozulması sonucu prostat kanserinin oluşarak hayatımızı tehdit etmesi ve buna bağlı olarak, yaşam kalitemizi aşırı derece bozulması.

PROSTAT BÜYÜMESİNİ ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

Öncelikle prostat büyümesini önlemeye yönelik aşağıdaki tedbirler erkekler tarafından ciddiyetle dikkate alınmalıdır. “Hasta olup iyileşmeye uğraşmaktansa hasta olmamak çok daha kolay ve ucuzdur.” (unutulmamalı)

1-Genel anlamda tüm sağlığımıza ve dolaşım sistemine iyi gelen her şeyin prostata da iyi geleceği unutulmamalıdır.

2-Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması için gerekenler yapılmalıdır. (detaylı bilgiyi “Kanserle Savaşırken Öğrendiklerim” de bulabilirsiniz.)

3-Hareketsiz yaşam tarzından kaçınılmalıdır. Hava şartları ne olursa olsun (en az 40 – 45 dakika gibi) belirli sürelerde  günlük yürüyüşler alışkanlık haline getirilmelidir.

4-Doğru nefes alıp vermeyi öğrenin. “Özellikle burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan vermeyi alışkanlık haline getirin.” Burundan nefes aldığımızda meydana gelen hava akışı “zengin NİTRİK OKSİT kaynaklarının solunum sistemine girmesini sağlayarak kalp krizi riskini de azaltacaktır.”

5-Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına dikkat edilmeli. Özellikle “kabız olmamak” için gerekenler yapılmalıdır.

6-Vücudunuzu (kadın -erkek fark etmez) “özellikle ayaklarınızı üşütmemeye dikkat edin.” Soğuk ortamlarda çok fazla vakit geçirmeyin. Sıcak ortamlar idrar yapmayı kolaylaştırır. Sıcak tutacak “yünlü ya da pamuklu iç çamaşırları giyin.” Çok dar ve sıkı giyeceklerden kaçının.

7-İdrarınız geldiği anda şartların müsait olması halinde iyice sıkışana kadar bekletmeden “hemen idrarınızı yapın.” Herhangi bir gerekçe ile “yapmayıp beklemeniz halinde sistemin sizi baş ağrısıyla ikaz edeceğini” unutmayın.

8-Kesinlikle alkol ve sigara tüketmemeye gayret edin.

9-Kilo almaktan kaçının. Beslenme programınızda (çiğ) kabak çekirdeği, badem, fındık, fıstık, ceviz, kabuğu alınmamış pirinç, tam buğday ekmeği, sebze (özellikle domates, kereviz, karnabahar ve brokoli), meyve (özellikle avokado ve nar), ev yapımı yoğurt, yoğurt suyu, kefir, çökelek, kırmızı pancar, kırmızı havuç, lahana ya daha fazla yer verin.

Özellikle akşamları küçük bir kase “kavrulmamış kabak çekirdeği yemeyi” alışkanlık haline getirin. “Antioksidan özelliği fazla ve besleyici değeri yüksek” taze sıkılmış nar, limon, greyfurt, portakal, kırmızı pancar, havuç, salatalık, elma ve üzüm suyu tüketmeye özen gösterin.

Fırsatınız oldukça “özellikle rezene, ısırgan, mısır püskülü, kiraz sapı, yeşil çay, biberiye, lavanta, kekik, kuş burnu, papatya, meyan kökü gibi idrar söktürücü, enfeksiyon önleyici ve antioksidan özelliği fazla” bitki çayları içmeyi ihmal etmeyin.

Sıkma meyve suları, sebze suları ya da bitki çaylarını ister ayrı ayrı isterseniz damak tadınıza uygun karışımlar halinde (bitkileri kesinlikle kaynatmadan, çay gibi demleyerek) tüketebilirsiniz.

10-Şeker ve şekerli ürünlerle, rafine edilmiş nişastalı ve unlu mamuller tüketiminizi sınırlayın.

11-Cola, fanta gazoz gibi gazlı içecekleri hiç tüketmeyin, kahve, neskafe, çay gibi kafeinli içecekleri de sınırlı tüketin.

12-Duş alırken (kısa süreli de olsa) suyu soğuk – sıcak şeklinde, ardışık olarak kullanmaya özen göstererek bağışıklık sisteminizin güçlenmesine destek olun.

13-Düzenli olarak (1-2 gün gibi) kısa süreli oruç tutmayı alışkanlık haline getirin. 15 günde en azından “ayda bir kez katı hiçbir şey yemeden (günde 2,5 litreyi aşmamak şartıyla) limon sıkılmış ya da ev yapımı alıç veya elma sirkesi karıştırılmış ılık bal şerbeti, portakal, greyfurt, havuç, nar, kırmızı pancar, ekşi elma gibi antioksidan meyve suları veya sebze suları, bitki çayları içerek 24 ya da 36 saatlik oruç tutmanın hem kilo kontrolü, hem Prostat, hem de genel sağlık açısından çok iyi sonuçlar verdiğini” aklınızdan çıkarmayın.

14-En önemlisi “tek eşlilikten şaşmayın.” Birlikte olduğunuz “cinsel partner çokluğunun prostat enfeksiyonu ve kanser riskini artırabileceği” unutulmamalıdır. Çünkü birlikte olduğunuz partnerinizin “idrar yolları ya da cinsel organında bakteri, virüs ya da mantarlara bağlı olarak sizde de enfeksiyon gelişmesi mümkündür.

Sizde veya eşinizde gelişen her hangi bir enfeksiyon sonucu “uygulanacak tedavi şeklinin eşlere birlikte uygulanması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.” Koruyucu önlem olarak (Kadın – erkek fark etmez) “cinsel organınızı zaman zaman kırmızı kantaron yağı gibi bitkisel yağlarla seyreltilmiş kekik yağı, elma yağı, kırk kilit yağı veya civan perçemi yağı gibi uçucu yağlarla yağlayarak virüs, bakteri, mantar gibi mikropların cinsel temas yoluyla bulaşmasını önleyin.”

Makalenin daha fazla uzamaması için “PROSTAT ŞİKAYETLERİ  İÇİN DOĞAL ÇÖZÜMLERİ” bir sonraki makalede inşallah…

Dünyanın kötü gidişatına ve bizlere yansıyan tüm olumsuzluklara rağmen sağlıklı ve mutlu şekilde gönlünüze göre iyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle…

Ümit YURTKURAN

imzamiz

Ayrıca bunu da okuyabilirsiniz

…………………………………………………………………..……………………………………………… HEMEN BİZE YAZIN:  

BAĞIŞIKLIĞINIZI KOLAYCA GÜÇLENDİRİN…

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin en ucuz ve en kolay yolu duygu ve düşüncelerimizi pozitif yönde değiştirmektir. ...

2 Yorum

  1. Süleyman Haksever

    Tşk.ler değerli üstadım.
    Bizleri sadece ilaca mahkum eden,sömürü düzenine karşı soylu mücadelenizi yürekten kutluyorum.
    İyi ki sizin gibi cesur davetçiler var.
    Sağlıkçı afiyetler dilerim.
    Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir